Neler yeni

Sunucumu Hangisiyle Sanallaştırmalıyım? VPS mi VDS mi? NEDEN?

Disket

Moderatör
Katılım
24 Nis 2019
Mesajlar
1,000
Tepkime puanı
3
Konum
Ankara
Yıllarca VDS hizmeti sağladıktan sonra, ortalama bir yıl kadar bir süre önce, OpenVZ altyapısıyla Linux VPS hizmetleri de sağlamaya başladık. Hem de maliyet olarak VDS‘lerden daha uygun ücretle. Şimdi ise bu süre içindeki her türlü gözlem ve kullanım durumuna dayalı olarak detaylı şekilde bunların arasındaki farkları ve hangisinin tercih edilmesi gerektiğine dair bir inceleme yazmak mümkün oldu.


VPS‘in açılımı Virtual Private Server, yani “Özel Sanal sunucu“dur. VDS‘in açılımı ise, Virtual Dedicated Server, yani “Sanal dedicated(dedike, kiralık) sunucu“dur. Ülkemizde bu terimler, ortak kernel kullanan OpenVZ sistemli sanal sunucular için VPS, her biri kendine özel sıfırdan sistem kurulumuna müsade eden VMware sistemli sanal sunucular için ise VDS olarak kullanılmaktadır. Oysa işin doğrusu, bu iki terim tamamen aynı yani eş anlamlıdır. Sadece sanallaştırma altyapısına göre ülkemizde farklı isimlerle anıldığı için biz de pazarlamasını bu şekilde yapmaktayız. Yani VMware altyapılı bir sanal sunucuya da VPS denebilir, OpenVZ altyapılı bir sanal sunucuya da VDS denebilir. Fakat tabi ki ben de kendi pazarladığımız isimlerle, VMware için VDS, OpenVZ için VPS olarak anarak anlatıma devam edeceğim.
İlk olarak altyapılar arasındaki çalışma sistemi farklılıklarını anlatalım.
VMware:
VMware altyapısı yani VDS‘ler, “donanımsal” seviyede bölümlemeye imkan sunmaktadır. Ana sunucu üzerindeki bütün kaynaklar, çok net şekilde bölünebilmektedir. Diskler özel VMFS dosya sistemi ile formatlarak datastore adı verilen depolama alanına dönüşürler ve her bir VDS bütün konfigürasyon ve disk dosyaları ile bu datastore‘larda yer alır.
Bir VDS’e 1000MHZ CPU gücü kullansın diye limitleme yaparsanız, bu VDS 1001MHZ kullanım yapamaz, limitler çok belirleyicidir. Ram miktarı, disk I/O, network hızı da çok kesin şekilde limitlendirilebilmekte. Bunun yapılabiliyor olmasının sebebi, bu limitlerin VDS kapalı haldeyken tanımlanabilmesi. Daha açık söylemek gerekirse, VMware ile bir sanal sunucu oluşturduğunuzda, girdiğiniz özelliklerde ve herkesten bağımsız bir küçük sunucu elde etmiş oluyorsunuz, network bile vswitch denen sanal switch aygıtına bağlı oluyor, yani ana sunucu IP adresi bir sebepten çalışmaz haldeyken bile VDS IP’si çalışabiliyor. Tamamen kendi başına çalışan, küçük ve bağımsız bu sunucuya, istediğiniz bir isoyu cdrom olarak takıp, evinizdeki bilgisayarınıza kurulum yapar gibi istediğiniz işletim sistemini kurup yönetebiliyorsunuz ve kullanabiliyorsunuz.
OpenVZ:
OpenVZ altyapısı yani VPS‘ler, “yazılımsal” seviyede bir bölümlemeye imkan sağlar. Bütün herşey, ana sunucu üzerinde çalışır. Çalışan VPS’ler, sadece birer uygulamadır, bilgisayarda çalışan birer programdır. Bunların yani sanal sunucuların içinde size ait uygulamalar da çalıştığından, her bir sanal sunucu “container(konteynır)” olarak adlandırılır ki bu da çalışma sistemi açısından fikir vermektedir, sizin programlarınızı bir arada tutan bir konteynır olarak çalışır.
Bir VPS’e IP adresi tanımlandığında, ana sunucu bu VPS’e bu IP’yi kullanma izni vermiş demektir, yani IP’yi VPS almaz, ana sunucu VPS’e IP’yi verir. Bu yüzden network ayarları VPS içinden müdahele edilebilir değildir. Limitler kesin değildir, bir VPS’in kullanabileceği CPU oranını MHZ olarak limitleyemezsiniz, ancak kaç CPU çekirdeği üzerinde işlem yapabileceği şeklinde yetki verilebilir. Ve her Linux uygulamasında olduğu gibi, “nice” komutuyla öncelikli çalışma ayarlanabilir. Tamamen Linux üzerinde çalışan programcıklar olarak değerlendirilebilir. Verilen Network hız limitleri aşılabilir, ana sistem bunu dengelemek için anormal durumda erişimi kesebilir, yani 10mbit limitlenmiş bir VPS eğer 100mbit hat kullanmaya çalışırsa kısa süre için 100mbit görebilir, ama sonrasında bir süre tamamen kesinti yaşar, böylece ortalama olarak 10mbit kullanması sağlanmış olur. Kesin olarak sadece RAM’in limitlendiğini görebilmekteyiz.
Bunların yanında, kullanıcıya root erişimi verilebilmekte, kendi konteynırı içinde kullanıcı istediği işlemi yapabilmektedir.
Hangisi tercih edilmeli? Avantajları ve dezavantajları neler?
VDS’ler, her biri kendine buyruk birer sanal sunucu olduğundan, işletim sistemi kurulumu dahil herşey VDS içine yapılır. Bir kurulum yapılmamış VDS’i çalıştırabilirsiniz, size boot olamadığını söyleyecektir, aynı bir ev bilgisayarı gibi. Kendi BIOS’u bile vardır. Bunun anlamı, işletim sistemi kurularak VDS kullanılmaya başlandığında, işletim sisteminin çekirdeği(kernel) dahil bütün herşey tamamen bu VDS üzerinde çalışır ve bütün bunlar sistem kaynaklarınızı kullanır. VPS’lerde ise, çalışan şey ana sunucunun sistem çekirdeğidir, yapılan kurulum bu ana sunucunun çekirdeği üzerinde çalışan programlardır. Yani 1 CPU kullanım hakkı ve 512MB ram verilmiş birer VDS ve VPS’i birlikte aynı anda çalıştırırsanız(power on), VPS VDS’e göre kat kat daha hızlı aktif olacaktır, çünkü bir boot çabası yoktur, sadece bir program çalışmaya başlar. VDS’de ise bütün sistem çekirdeği yüklenecek, sistem boot olacak ve ondan sonra açılacaktır. Yine aynı sebepten, bu birebir özellikte ancak farklı altyapılarda çalışan iki sanal sunucudan, VPS çok daha hızlı çalışacak, çok daha fazla boş sistem kaynağına sahip olacaktır, çünkü sitem çekirdeği ana sunucunun yönetimindedir, VPS’in kendi kaynaklarını harcamaz.
Geçmiş yıllarda(çok yıllar önce) OpenVZ üzerinde bulunabilen güvenlik açıkları VPS’lerin birbirine erişip hackleme durumlarına yol açsa da, günümüzde bu tip sorunlara rastlanmamakta, OpenVZ oldukça güvenilir kabul edilmektedir. VDS’lerde ise, VMware ile bu şekilde bir risk hiçbir şekilde yoktur, her sanal sunucu tamamen birbirinden bağımsızdır.
Bir VPS’de oluşabilecek bir sorun(dışarı saldırı yapması vb.) bütün VPS’leri etkileyebilmektedir, çünkü ortak kullanılan sistem kaynaklarını bir şekilde tamamen tüketip ana sunucunun limitleyemeyeceği bir hale gelebilecektir. VDS’lerde ise limitler kesin olduğu için, bu şekilde bir durum yaşanmayacaktır.
VPS’ler, kurulum ve özelleştirebilme açısından çok daha fazla, hatta kıyaslanamayacak ölçüde kolaylık sağlar. Çünkü herşeyi ana sistem yapar. İstediğiniz IP adresini ana sistem VPS’e verir. VPS root şifresini bir komutla değiştirebilir. Ana sistem, VPS üzerinde tam kontrole sahiptir. VDS’lerde ise, her sistem tamamen sıfırdan kurulmalı ve IP adres ayarları dahil, tamamen manuel olarak işlem yapılması gerekir. Bu da daha fazla iş yükü demektir ve kullanıcının daha az söz sahibi olması demektir. Kullanıcı, VDS’lerde root şifresini sıfırlamak için kullanıcının konsol erişimi olması gerekir, konsol erişimi bile olsa single mode ile açıp sıfırlama yapmak gerekir, bu da hem oldukça fazla iş yükü, hem de detaylı olarak Linux kullanım bilgisi gerektirir. Windows bir VDS’de ise unutulan bir şifreyi geri getirmenin yolu yoktur. VPS’lerde ise API desteği sayesinde kontrol panellerine entegre edilebilen bir buton ile, kullanıcı şifresini yazıp tek bir tuşa basarak bile root şifresini değiştirebilmektedir. Aynı şekilde çeşitli API’ler sayesinde kullanıcı kendi başına VPS’ine format atabilir, sunulan Linux işletim sistemlerinden istediğini seçebilir ve çalıştırabilir. Kullanım kolaylığı üst seviyededir.
VDS’lerde kullanıcı network ayarlarını bozup işin içinden çıkılamaz durumlara gelebilirken, VPS’lerde network ayarları ana sunucu tarafından sağlanır ve bu ayarlara müdahele edilemez. Bu da son kullanıcının hatalı işlemler yaparak sisteminin network ayarlarını bozmasını engeller.
Bütün bunları toparlayıp özetlersek;
VMware:


  • Daha güvenlidir. (+)
  • Tam anlamıyla bir kiralık sunucu gibi çalışır, küçük kapasiteli bir kiralık sunucudur. (+)
  • Limitler kesin olarak ayarlandığından, VDS’leri sürekli takip etmek gerekmez, özel kullanım halleri dışında monitoring gerekmez. (+)
  • Kullanmak için daha fazla sistem bilgisine sahip olmak gerekir. (-)
  • Kurulum ve ayarlamalar iş yüküne yol açar. (-)
  • Yedeklemek ve geri yüklemek zordur, ek programlar olmadan doğrudan sistemsel olarak yapılamaz. (-)
OpenVZ:

  • Daha performanslıdır. (+)
  • Kullanımı çok daha kolaydır. (+)
  • Kurulum ve ayarlamalar son derece pratiktir. (+)
  • Yedeklemek ve geri yüklemek oldukça kolaydır. Doğrudan bütün VPS sistemsel olarak yedeklenebilir ve geri yüklenebilir. (+)
  • VPS’lerin ana sistem kaynaklarını tüketip birbirine zarar vermemesi için takip edilmesi gerekir, monitoring yükü mevcuttur. (-)
Bütün bu artı ve eksileri değerlendirirsek, VPS son kullanıcı açısından çok daha ağır basmaktadır.

Hangisi tercih edilmeli?
Sıradan web sitesi barındırma işlemleri için, daha iyi performans alabilmek adına VPS’lerin tercih edilmesi çok daha faydalı olacaktır. VDS’e güvenlik sebebiyle artı vermiş olsak da, VPS’lerin güvenli olmadığı anlamı çıkarılmamalıdır, son yıllarda OpenVZ’de VPS’ler arasında hacklenme olaylarına yol açan bir güvenlik açığı görülmemiştir. Tabi ki VPS alıyorsanız tercih edeceğiniz şirketin ne şekilde ayarlamalar yaptığı ve ne şekilde sistemleri takip ettiği de önemlidir.
Eğer Linux kullanmayı öğrenmek, sistemi yap-boz tahtası olarak kullanmak istiyorsanız, yine VPS sizin için daha uygun olacaktır, çünkü bozulduğunda birkaç tıklama ile ilk haline getirebilirsiniz, yani eğitim amaçlı kullanıma son derece uygundur.
Şu anda VDS önermemizin tek sebebi Windows kurulabiliyor olmasıdır. Bunun haricinde, bütün Linux işletim sistemleri için OpenVZ çok daha uygun görülmektedir.
 
Üst